''Kültür varlığına sahip çıkmamış bir millet, daha olgunlaşamamış demektir. '' M. Kemal Atatürk

Giriş yap

Şifremi unuttum

En son konular

» Nurten Demirkol Sirman Arsivi - 5 Bölüm TSM
Cuma Eyl. 15, 2017 9:27 pm tarafından blackcahil

» Alp Arslan - TRT Istanbul Radyo Sanatçisi - 8 Bölüm
Cuma Eyl. 15, 2017 9:24 pm tarafından blackcahil

» Zeki Erdem 6 Full albüm
Çarş. Eyl. 06, 2017 5:26 pm tarafından Seheryeli

» TRT Arsiv Serisi 116 - Tülin Kusoglu - Solo Albümler Serisi 2010
Ptsi Eyl. 04, 2017 12:12 am tarafından kartal677

» TRT Arsiv Serisi 20 - Saz Musikimizden Seçmeler 2 (2009)
Ptsi Eyl. 04, 2017 12:04 am tarafından kartal677

» TRT Arsiv Serisi - 97 / Gülden Sarikahya - Solo Albümler Serisi 2010
Ptsi Eyl. 04, 2017 12:01 am tarafından kartal677

» TRT Arsiv Serisi 59 - Orhan Saygici Solo Albümler Serisi 2010
Ptsi Eyl. 04, 2017 12:00 am tarafından kartal677

» 2000 Yili albümleri...Bölüm 1...
Salı Ağus. 29, 2017 1:54 pm tarafından kartal677

» 1966 Yili Albumleri - Bölüm 1...
Salı Ağus. 29, 2017 1:52 pm tarafından kartal677

» 1966 Yili Albumleri - Bölüm 8...
Salı Ağus. 29, 2017 1:50 pm tarafından kartal677

» Münip Utandi - 10 Full Album...TSM...
Ptsi Ağus. 14, 2017 7:14 pm tarafından sacide44

» Taş Plak Nostalji Serisi 20 Albüm Tsm...
Paz Ağus. 13, 2017 2:21 am tarafından denizay

» Ahmet Yilmaz 17 Full albüm
Ptsi Tem. 03, 2017 9:42 am tarafından serser33

» Yılmaz Morgül 12 Full Albüm...
Çarş. Haz. 28, 2017 12:04 am tarafından zeki39

» Taş Plak Yılları Albümleri Bölüm 7...
Ptsi Haz. 19, 2017 3:01 am tarafından zeki39

» Taş Plak Yılları Albümleri Bölüm 6...
Ptsi Haz. 19, 2017 2:52 am tarafından zeki39

» Taş Plak Yılları Albümleri Bölüm 5...
Ptsi Haz. 19, 2017 2:45 am tarafından zeki39

» Taş Plak Yılları Albümleri Bölüm 4...
Ptsi Haz. 19, 2017 2:35 am tarafından zeki39

» Taş Plak Yılları Albümleri Bölüm 3...
Ptsi Haz. 19, 2017 2:13 am tarafından zeki39

» Taş Plak Yılları Albümleri Bölüm 2...
Ptsi Haz. 19, 2017 2:04 am tarafından zeki39

En iyi yollayıcılar

Seheryeli (6413)
 
zeki39 (2261)
 
Gök-Oguz (804)
 
mihrimah (592)
 
Admin (521)
 
BESDE (500)
 
Aybike (417)
 
Yolcu (376)
 
mesutca1 (60)
 
Egemen (51)
 

MENÜ

Seheryelinden Esintiler's Videos auf Dailymotion

MÜZİK DİNLE



please wait...homepage uhren

HABERLER

Bize Ulaşabilirsiniz

seheryelinden-esintiler@live.de

Irak Eller: Türkmeneli / Mustafa KUVANCI

Paylaş
avatar
Seheryeli
Yönetici
Yönetici

Mesaj Sayısı : 6413
Reb gücü : 18639
Rep poani : 40
Kayıt tarihi : 30/01/12

Yeni Konu Irak Eller: Türkmeneli / Mustafa KUVANCI

Mesaj tarafından Seheryeli Bir Çarş. Mayıs 30, 2012 10:19 pm

Irak Eller: Türkmeneli / Mustafa KUVANCI

Tarihte Mezopotamya olarak bilinen, Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölge tarihin en eski uygarlık merkezlerinden biri kabul edilmektedir. Bu bölge birçok medeniyete beşiklik etmiş, coğrafi yapısının doğal koruma unsurlarına elverişli olmaması sebebiyle de kalıcı devletler kurulamamış, verimli toprakları ve geçiş yolları nedeniyle her zaman cazip bir bölge olmuştur.

Musul’un da yer aldığı Mezopotamya bölgesinin ilk sakinleri M.Ö. 4000 yıllarında Sümerler olmuş, ardından M.Ö. 2350 yıllarında da Akadlar bölgenin hakimi olmuştur. Asurlular M.Ö. 720 yılında Musul’u kendi yönetimlerine dahil etmiştir.

Asurlular’dan sonra Musul, Pers hakimiyetine girmiş, ardından Büyük İskender’in bölgeyi ele geçirmesiyle Makedonların hakimiyetine girmiş, ancak İskender’in burada hükmü uzun sürmemiş, Musul bölgesi daha sonra sırasıyla Partlar, Romalılar ve Sasaniler’in kontrolünde olmuştur.

Hz. Ömer döneminde 637’de İslam topraklarına dahil edilen Musul, Emeviler ve Abbasiler döneminde de hakimiyet altında tutulmuştur. Abbasiler döneminde bir ara Hariciler’in işgaline uğramış, kısa sürede geri alınmıştır.

Abbasiler’den sonra Musul bölgesinde 929 – 996 yıllarında Hemdâniler (1) ve 996- 1096 Ukaylîler (2) hüküm sürmüştür.

1057 yılında Musul Emiri Kureyş, Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey adına hutbe okutmuş, böylece Musul’da 1926 yılına kadar yaklaşık 900 yıl sürecek bir Türk hakimiyeti başlamıştır. Musul, Osmanlı devletinin idaresine dahil edilinceye kadar sırasıyla Irak Selçukluları, Zengiler, İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler yönetiminde kaldı. (3)

Musul bölgesi ve Irak’a Türklerin ilk kez M.Ö. 800 yıllarında geldiği iddia edilir. Bu görüşe göre “Kuzey steplerde yaşayan Türkler, daha milattan önceki yıllarda Horasan’a, Hazar’ın güneyine ve Kafkasya havalisine sık sık akınlarda bulunmuşlardır. M.Ö. 800’lü yıllarda Midya’ya ulaşan Bozkır Türkleri Fırat ve Dicle’nin iki yakasına yerleşmişlerdi.” (4)

Bir başka görüşe göre Irak’a yerleşen ilk Türkler, 674 yılında Türkmenistan’a sefer yapan Ubeydullah bin Ziyad’ın yanında bu topraklardan gelen 2.000 kadar Türk askerdir. IX. Yüzyılda Abbasi Halifesi Memun zamanında da bazı Türk toplulukları bu ülkeye yerleşmiştir. Ancak Irak’a asıl büyük Türk iskanı Selçuklu hakanı Tuğrul Bey’in 1055’te Bağdat’a girmesiyle başlamıştır. Selçuklulardan sonra gelen Musul Atabeyliği (1127-1233), Erbil Atabeyliği (1144-1232) ve Kerkük’te hüküm süren Kıpçak Beyliği zamanında Türk göçleri artarak devam etmiştir. (5)

Musul’un Türk komutanlar tarafından yönetildiği dönem haricinde tam anlamıyla Türk hakimiyeti, Tolunoğlu devletinin Suriye seferiyle Musul’u ele geçirmesiyle başlamıştır. Musul, 884-992 yılları arasında Tolunoğulları idaresinde kalmış, gerek bu dönemde, gerekse Ukayliler döneminde Musul ve çevresine büyük miktarda Oğuz Türkleri yerleşmiştir.

Musul’da Osmanlı hakimiyeti Yavuz Sultan Selim’in Safevi devletiyle yaptığı Çaldıran Savaşı sonrasında 1516 yılında başlamıştır. Yavuz Sultan Selim döneminde Musul’daki idari yapı değiştirilmemiş, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1534 Irak seferiyle Musul ve bölgenin tamamında Osmanlı yönetimi inşa edilmiş ve Safevi Devleti’ne de son verilmiştir. (6)

Bu tarihten sonra Irak’a Balkanlar’dan, Afyon, Urfa, Diyarbakır ve Tokat gibi Anadolu şehirlerinden çok sayıda Türk yerleştirilmiştir. (7)

Musul, Osmanlı dönemi idari taksimata göre 3 sancak, 18 kaza, 25 nahiye ve 3 bin köyden oluşmaktadır. Musul vilayetinde nüfusun coğrafi dağılımına bakıldığında Türklerin çoğunlukla Dicle’nin doğusunda Musul-Bağdat anayolu çevresine yerleştikleri, 1920’lerin başlarında Erbil, Kara Tepe, TuzHurmatu, Taza Hurmatu, Tavuk, Altınköprü, Kerkük şehirlerine yayıldıkları görülür. (8)

Birinci Dünya Savaşı öncesinde Musul Vilayeti’nin kapsadığı alan 91.000 kilometre kare olup, 400.000 civarında nüfusu barındırmaktaydı. Bu nüfusun % 15’ini Türkler oluşturuyordu. Lozan Konferansı’nın 23 Ocak 1923 tarihli oturumunda ele alınan Musul meselesinde Türk heyetinin sunduğu rapora göre Musul bölgesinde 503.000 toplam nüfus vardı ve bunun 146.960’ı Türk’tü. İngilizler ise kendi çıkarları doğrultusunda toplam nüfusu 785.468 gösterirken Türklerin nüfusunu 65.895 olarak gösteriyordu.

Irak, 1918 yılında İngiliz İşgaliyle Türk hakimiyetinden çıkmış ve özerklik kazanan yeni Irak’ta 21 Mayıs 1925’te hazırlanan Kraliyet Anayasası’nın 16. maddesiyle Türkler, Araplar ve Kürtlerle birlikte kurucu halk olarak kabul edilmiştir. Ancak krallığın devrilmesinin ardından 1958 yılında hazırlanan yeni anayasada Irak Cumhuriyeti’nin Arap ve Kürt halkından meydana geldiği belirtilerek Türkler azınlık durumuna düşürülmüştür.

1990 yılı tahminlerine göre Irak’ın toplam nüfusu 17.742.000’dir. Genel nüfusun % 12’sini teşkil eden Türkmenlerin nüfusu 2.129.000’dir. Temmuz 2000 itibarıyla Irak nüfusunun 22.675.617’ye ulaştığı bildirilmektedir. Bu durumda Türk nüfusunun da 2.731.740’a ulaştığı tahmin ediliyor. (9)

1997 yılında eski Irak lideri Saddam Hüseyin, ülkedeki Türkmen nüfusunu tespit ettirmek için gizli bir sayım yaptırdı. Irak istihbarat servisi tarafından gerçekleştirilen sayımda, sadece Kerkük kentinde 334 bin Türkmen’in yaşadığı belirlendi. Yani; o dönemde resmî nüfusu 650 bin olan Kerkük’ün yüzde 50’den fazlası Türkmendi. Ancak Arap milliyetçisi Saddam Rejimi, 1997 sayımlarında Kerkük’te sadece 60 bin Türkmen’in yaşadığını ‘resmî rakam’ olarak dünyaya ilan etmişti.

Bağdat, Kerkük, Musul, Telafer, Diyala ve Selahaddin’deki Türkmen nüfusunu sayımdan hemen sonra gizlice tespit ettiren Saddam Hüseyin, kendisine ulaşan raporlarda Türkmenlerden ‘Türkmen Ekalliyeti’ yani azınlık diye bahsetmişti.

Çarpıtılmış resmî rakamlarda Kerkük’ün sadece yüzde 10’unun Türkmen olduğu havası oluşturulmuştu. Oysa Irak İstihbarat Teşkilatı’nın vatandaşlara dağıtılan 1996 yılında Birleşmiş Milletler kararıyla başlatılan Petrol Karşılığı Gıda Yardımı karnelerini esas alarak hazırladığı sonuçlar sadece Kerkük’te 334 bin Türkmen yaşadığına işaret etmekteydi. Yani kentin nüfusunun yarısından fazlası Türkmendi. İstihbarat raporu, Irak’taki toplam Türkmen nüfusunu ise çelişkili bir şekilde 509 bin olarak gösteriyordu.

Musul’da da aynı Araplaştırma politikaları sonucu nüfusun çoğunluğunu oluşturan Türkmenler, azınlık gösterilmiştir. (10)

Musul – Kerkük bölgesinin önemi elbette petrolden gelmektedir. İngilizler 1916 yılında imzalanan Sykes-Picot-Sazanof Antlaşmasıyla Musul vilayetini Fransız hakimiyet alanı olarak tanımlıyordu. Ancak İngiltere zaman içinde buradaki petrollerin farkına varmış ve Fransa’yı bu hakkından vazgeçirerek bölgeye kendisi hakim olma yoluna gitmiş ve Osmanlı devletinin 30 Ekim 1918’de imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. ve 16. maddelerine dayanarak 8 Kasım 1918 tarihinde Musul’u işgale başlamıştır.

İngiltere Osmanlı topraklarını işgal ederken bu topraklardaki halka yönelik bir bildiri yayınlamış ve bildiride amaçlarını şu ifadeyle açıklamıştı: “Uzun süredir Türk boyunduruğu altında yaşayan halkların kurtarılması…” (11)

Osmanlı döneminde Irak’ta petrol ürünlerinin kullanıldığı bilinmektedir. Bu petrol işletmeleri gerek devlet memurları gerekse uygun görülen kişilerce yapılmaktaydı. Örneğin, IV. Murat’ın Bağdat seferi sırasında Kerküklü bir Türk ailesinin Baba Gurgur’da bulunan kuyulardan çıkardıkları ham petrolü orduya hediye etmeleri üzerine Sultan IV. Murat 1640 tarihli bir fermanla Baba Gurgur petrol yatakları işletme hak ve imtiyazını Neftçizade ailesine vermiştir. Bu aile 19. yüzyılın sonuna kadar devlete vergilerini ödeyerek bölgedeki petrol yataklarını işletmiştir. (12)

1868’de Bağdat valisi olan Mithat Paşa bölgede petrol arama tesisi kurdurmuş, mevcut üretimin artması için çalışmalar yapmıştır; ancak Mithat Paşa’nın görevden ayrılmasıyla kurulan tesisler harabeye dönmüştür.

1970’ten sonra Osmanlı topraklarında Batılılar petrol arama izinleri almışlar, demiryolu kurma bahanesiyle Osmanlı topraklarının petrol ve maden haritalarını çıkarmışlar, yine demiryolu kurma karşılığı olarak demiryolunun geçtiği alanın 20 km sağı ve solundaki bölgede bulunan madenlerin kullanım haklarını almışlardır.

Günümüzde Irak, dünya petrol rezervleri içinde Suudi Arabistan’dan sonra ikinci sırada yer almakta ve dünya petrol rezervlerinin % 9.9’unu barındırmaktadır. Irak petrollerinin % 20’si kuzey bölgesinde yer almaktadır. Kuzey Irak’taki petrol işletim sahaları Musul ve Kerkük’tedir.

TPAO’nun verilerine göre bu rezerv, Kerkük bölgesinde 1927, 1953 ve 1954 yıllarında tespit edilen 20 milyar varil; Musul bölgesinde ise 1930,1939 ve 1952 yılları tespitiyle toplam 47 milyar varildir.

Petrol yataklarının Türkmen bölgelerinde olması Irak yönetimlerini rahatsız etmiş, bölgedeki Türk halkı yıldırma ve katliamlarla bölgeyi terk etmeye zorlanmış, Türk nüfusu Musul – Kerkük bölgesinde azaltılmak istenmiştir. 1924’ten bu yana bu bölgede sistemli bir katliam izlenmiştir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

İngilizler 1920’de Telafer’de Karakaç katliamını gerçekleştirdiler. Ardından 1924 yılında Kerkük’te Türkmen unsurların gücünü kırmak için bir İngiliz saldırısı daha gerçekleşti. 1946 yılında Kerkük’te Gavurbağı Meydanında grev yapan Türk işçilere Kral Faysal’ın askerleri tarafından otomatik silahlarla ateş açıldı.
Baas partisi ile işbirliği içinde 14 Temmuz 1959 günü Irak II. Tümeni’nin ve Barzani güçlerinin Kerkük’teki katliamı başladı. 14 Temmuz bağımsızlık gününü kutlayan Türkmenlerin üzerine ateş açıldı. Ata Hayrullah, İhsan Hayrullah, Selahattin Avcı, Nihat Fuat Muhtar, Cihat Fuat Muhtar gibi Türkmen ileri gelenleri evlerinden alınarak işkencelerle öldürüldüler. 3 gün süren bu katliam pek çok Türkmenin hayatını kaybetmesine yol açtı.

1991 yılında Altun Köprü, Tuzhurmatu, Beşirköyü, Tisin, Tazehurmatu gibi yerlerde onlarca Türkmen Saddam askerleri ve Barzani yönetimindeki Kürtler tarafından katledildi.

2003 yılında yine Tuzhurmatu ve Kerkük’te Kürtler tarafından sivillere ateş açılarak çok sayıda Türkmen şehit edilmiştir.

Türkiye ne yazık ki bu topraklarda aktif rol oynayamamış, Irak’taki Türkmen kardeşlerimizi yalnız bırakmıştır. Gerek 1959’da yapılan katliamda, gerekse daha sonrakilerde Irak Türkleri yanlarında Türk hükümetlerini görememişlerdir.

“Irak’a Özgürlük Operasyonu ve Kerkük” kitabının yazarı Ali Kerküklü, bir yazısında şunları söylüyor:
1930′lu yıllardan itibaren Irak hükümetleri tarafından bölgeye yönelik olarak sistematik bir şekilde “Araplaştırma” politikası başladı. Bu politika Saddam Hüseyin’in iktidarı döneminde büyük yoğunluk kazandı. Saddam rejimi, Irak’taki Türklerin merkezi durumunda olan Kerkük’te, “Araplaştırma politikasını büyük bir hızla uygulamaya koydu. Bir tarafta güneyde yaşayan Arapları Kerkük’e yerleştirirken, Kerkük’te yaşayan Türkmenleri de göçe zorladı. Devrim Komuta Konseyi’nin 29 Ocak 1976 tarih ve 41 no’lu kararı ile Kerkük’ün adını Araplaştırma politikası gereğince Al-Tamim olarak değiştirildi ve Kerkük’ün en büyük Türkmen ilçesi olan Tuzhurmatu, Saddam’ın doğum yeri olan Tikrit’e (Selahaddin’e) bağlandı.

Saddam Hüseyin’in rejimi 1979 yılında Türkmen liderlerini gözaltına alır, ağır işkencelere maruz kalırlar. Bunların arasında, Türkmen Kardaşlık Ocağı’nın uzun yıllar başkanlığını yapmış Emekli Albay Abdullah Abdurrahman ile Bağdat Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Necdet Koçak başta geliyordu. Ayrıca Abdullah Abdurrahman’ın yakın çalışma arkadaşı Dr. Rıza Demirci ve Müteahhit Adil Şerif de tutuklanarak, işkencelere tabi tutulurlar. 16 Ocak 1980’de idam edilirler. Ancak bugüne kadar Dr. Rıza Demirci’nin ne cenazesi teslim edilmiş, ne de idamı doğrulanmıştır. Yıllar boyunca binlerce masum Türkmen, aydın, öğrenci, öğretmen tutuklandı, hapsedildi ve katledildi.

Saddam, Kerkük‘ün Türk kimliğini ortadan kaldırmak istedi. 1960′lı yılların başlarına kadar Kerkük nüfusunun %95’i Türk iken, bu rakam sistemli göç hareketleri ile ve Kerkük ilinin sınırlarının daraltılması nedenleriyle 1980’li yıllarda %75’e düştü. Birçok yerleşim yerinin Türkçe olan adları Arapça isimler ile değiştirildi. Hamzalı, Beşir, Belova, Türkalan, Leylan, Ömer Menden, Çardaklı, Yayçı, Kümbetler, Karahasan, Kızılyar, Sarıtepe, Topuzova, Yahyaova,Tisin, Kerkük Kalesi ve onlarca Türkmen köyü ve yerleşim yeri yıkılmış ve Türkmenler Irak’ın güneyine ve farklı illerine sürülmüştür

Türk bölgelerine Arapların yerleştirilmesine devam edildi ve bu amaçla, 1984 ve 1986 yılında Devrim Komuta Konseyinin almış olduğu karar ile, nüfus kütüğünü Kerkük’e nakleden ve buraya yerleşen Araplara 10.000 Irak dinarı (33 bin dolar) ve bedava arsalar verildi. Türkmenlere gayrimenkul alım-satımı ve resmi dairelerde bile aralarında ana dilleri ile konuşmaları yasaklandı. Göç ettirilen Türkmenlere hiçbir tazminat ödenmediği gibi, gönderildikleri yerlerde kendilerine kalacak yer dahi gösterilmemiştir. Türkmenlerin mülklerine yerleştirilen Araplara ise Irak devletinden her türlü mali destek sağlanmış, arazi ve konut tahsis edilmiştir. Türkmenlere yönelik her türlü zulüm, sürgün, işkence ve idam eylemleri sıradan hale gelmişti. Binlerce Türkmen, Irak yönetiminin insanlık dışı uygulamalarının kurbanı olmuş ve bir o kadarı da kayıp olmuştur.

Türkmenlerin simgesi olan Kerkük Kalesinde oturanların tamamı Türkmen’di ve Kale dört mahalleden oluşmaktaydı: Meydan, Hamam, Ağalık ve Zindan. 1995 yılında Saddam Hüseyin’in talimatıyla kale sakinleri zorla boşaltılır ve 1997′den itibaren 2003′e kadar yüzlerce geleneksel tarihi Türk evleri buldozerlerle yerle bir edilir. Saddam yönetimi sürekli olarak ülkede Türkmen toplumunun yaşamadığı veya çok az sayıda olduğu iddiasını ileri süregelmiştir. Yukarıda anlatılan baskı ve zulümlerin önemli bir kısmı BM İnsan Hakları raporlarında da yer almaktadır. (13)

1990 yılında Irak ordusunun Kuveyt’e girmesiyle Irak’ın kuzeyinde olaylar patlak verdi, ABD ve müttefiklerin Irak ordusunu Kuveyt’ten çıkarmak için başlattıkları 1. Körfez savaşı aynı zamanda Irak’ın içinde bir ayaklanmaya neden olmuştur. Dış destekli bu ayaklanmada kuzeydeki Kürtler hem silah hem de maddi bakımdan desteklenmişlerdir.

Bu ayaklanma sonrasında ABD’nin ve Türkiye’nin müdahale etmesiyle, Kuzey Irak diye adlandırılan bölge Erbil, Süleymaniye ve Duhok’tan oluşan bu alan güvenli bölge ilan edilerek Saddam’ın kontrolü dışında tutulmuşlar.

Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği genel başkanı Mehmet Tütüncü bir röportajında şunları söylüyor: “Kürtler 1991′den itibaren ciddi bir şekilde silah ve maddi destek almaktadırlar, 1991 ile 2003 yılları arasında burada bir devlet kurma girişimi başlatıldı ve Erbil, Süleymaniye, Duhok olmak üzere üç şehrin kontrolün tamamı, Mesut Barzani liderliğindeki KDP ve Celal Talabani yönetimindeki KYB güçlerine terk edildi. Özellikle 2003′ten sonra Amerikan askerlerin yardımıyla Kürtler; Kerkük, Tuzhrmatı ve diğer Türkmeneli bölgelerine silah zoru ile girmişlerdir, özellikle zengin petrol yatakların olduğu yerlere.

Savaştan sonra bugüne kadar çok yoğun bir Kürt göçü Kerkük’e ve diğer Türkmen bölgelerine yapılmaktadır. Örneğin, 2003 yılında Kerkük’ün nüfus 900.000 civarına iken bugün nüfusu 1.5 milyonu aşmış durumdadır. En az 500.000 nüfus, Kürt bölgelerinden ve hata İran’dan, az bir kısmı da Türkiye’den yani Türkiye Kürtlerinden olan aileler Kerkük’teki sahipsiz arazilere ve bazı Türkmen arazilerini İşgal etmişler, bu işgal her geçen gün biraz daha artmaktadır.”

Mehmet Tütüncü şöyle devam ediyor:
“Türklerinin içinde bulundukları dramı izah etmeye kalkışırsak birincisi, Irak çok değişik etnik ve mezhep guruplarına ayrılmaktadır, Irak’ın yaklaşık %60′ı Araplardan oluşmaktadır bu nüfusun büyük bir kısmı Şii Araplardır, küçük bir kısımda Sünni Araplardır ondan sonra ikinci etnik topluluk Kürt’lerdir, üçüncü ise Türkmenlerdir. Türkmenler, Irak’ın bugünkü nüfusu içerisinde %8 ile %10 arasında nüfus yoğunluğu oluşturmaktadırlar. Dördüncü etnik gurup ise Süryaniler ve diğer etnik guruplar oluşturmaktadır.

Ne yazık ki Irak’ta şimdiye kadar demokratik bir sistemin yerleşmemesinden dolayı; elinde iktidar veya silah gücünü bulunduran, Araplar ve Kürtler, Türkmenlere ve özellikle zengin petrol yataklarına sahip olan Türkmen bölgelerine karşı hep acımasız davranmışlar, hep onları yok etmeye çalışmışlardır. Bunun sebebi, birinci derecede bölgede demokrasi bilincinin yerleşmemiş olmasıdır. İkinci en önemli neden de Türkmenlerin bölgede sahipsiz olmaları bir anlamda anavatan Türkiye’nin birtakım koruyucu politikası veya girişimleri olmasıdır. Türkiye bu konuda çok yetersiz kalmıştır. Irak’ta Kürt gurupları, başta Batı ülkeleri olmak üzere çok farklı ülkelerden silah, para ve siyasi destek almaktadır. Araplar diğer Arap ülkeleri ve Müslüman ülkelerden büyük destekler almaktadırlar, ama Türkmenlerin bu anlamda arkalarında ciddi bir devlet desteği yok.

Politik alanda Türkmenlerin çok fazla bir deneyimleri yoktur, çünkü siyasi sahadaki tecrübemiz, bölgedeki Araplara ve Kürtlere göre daha azdır.

Türkmenlerin bir desteği olmadı bugüne kadar. Dolayısıyla elbette bugün Irak gibi sürekli terörün hakim olduğu ve güvenlik yoksunluğunun yaşandığı bir bölgede, silahın çok büyük önemi var. Ancak Türkmenlerin en büyük eksiklerinden birisi silahlı güçlerinin olmamasıdır. Arkalarında büyük bir devlet desteğinin olmaması da özellikle vurgulanması gereken konudur.”

Musul ve Kerkük’te özellikle dış destekli bir Kürt devleti kurdurulması planına bağlı olarak 2003 yılında bölgede ciddi tahribatlar yapıldı. Bunlardan biri de tapu dairelerinin Peşmergeler tarafından yağmalanmasıydı. Irak birliklerinin geri çekilmesini fırsat bilen Peşmergeler, 10-11 Nisan 2003 tarihlerinde önce Kerkük, sonra Musul’da devlet dairelerine girdiler.

Televizyonların görüntülerine yansıyan yağmanın adresi tapu ve nüfus idareleriydi. Türkmenlere ve Araplara ait kayıtlar büyük ölçüde zarar gördü. Tapular çalınarak ya da yakılarak ortadan kaldırıldı.

Bu girişim, bölgenin Türkmen ve Araplardan arındırılması için bir altyapı hazırlama çabasıydı. Türkmenler, gayrimenkullerini, topraklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Türkmeneli’nde 2.5 milyon Türk kardeşimiz yıllardan beri güney sınırımızın hemen dibinde zulme, katliama uğruyor. Aynı türküleri söylediğimiz, aynı tarihi paylaştığımız, aynı dili konuştuğumuz ve aynı dinin mensupları olduğumuz Türkmenler zorunlu göçe tabi tutulup zulme, asimilasyona, katliama uğrarken biz ne yazık ki görmezden geliyor; Filistin, Libya, Mısır ve Suriye’yi özgürleştirme çabalarıyla milyon dolarlar hibe ederken Türkmen çığlıklarına kulaklarımızı tıkıyoruz.

Irak’taki Türkmenleri görmezden gelip yaptığımız ticari anlaşmalar, inşaat sektörü yatırımlarıyla Kürt bölgesini kalkındırıyor, soydaşlarımızın daha da ezilmesine sebep oluyoruz.

Şehrimizde bu konuyu gündeme getirmek amacıyla bir Kerkük gecesi yapmayı planlamış, bu amaçla da bize Musul-Kerkük (Türkmeneli) hakkında bilgi verecek bir konuşmacı aramıştık. Bu sırada ulaştığımız Türkmeneli Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Beyatlı’nın e-postasıyla yazıyı noktalamak istiyorum.

Sn. Mustafa Kuvancı,
Öncelikle sizin e-postanıza geç cevap vermemden dolayı özür dilerim. Bu manidar girişiminiz bizi çok mutlu etti. Türkmenler haklı davalarını duyurmak için sizler gibi duyarlı yöneticilere ihtiyacı var. Allah sizlerden razı olsun.

Başkanım, bu gecenize şahsen katılmak isterdim. Sizleri de yakından tanımış olurdum. Ancak Bilecik Üniversitesiyle yapmış olduğumuz bir sempozyum nedeniyle üzülerek söylüyorum, düzenleyeceğiniz Kerkük gecesine katılamayacağım.

Kerkük gecesinde ele alacağınız konular arasında şunlara da yer verirseniz sevinirim:

1. Türkmeneli (Irak Türkmenlerin yaşadıkları bölgenin adı) Türk coğrafyasının güney sınırıdır. Bu sınırı korumak Türkiye devletinin, hükümetinin ve bütün partilerinin programında, stratejisinde yer alması gerekir.

2. Şu anda Türkiye hükümeti Irak’ın kuzeyiyle işbirliği yapmaktadır. Bu işbirliğin ana başlığı ticari menfaatler doğrultusunda yol almaktadır. Oysa milli çıkarlar ve aynı soydan ve kandan olan kardeşlerin çıkarı üç-beş kuruşa kurban edilmesi Türk devletine ve hükümetine yakışmaz.

3. Irak’la olan politik ilişkiler Bağdat merkezli olmalı. Irak’ın kuzeyindeki oluşumla işbirliği yapılırsa ister istemez Irak’ın bölünmesine çanak tutulmuş olur. Bu da sık sık Irak’ın bütünlüğünden bahseden Türkiye hükümetinin söylemine ters düşmektedir.

4. Türkmenlerin yaşadıkları şehirlere 2003’ten beri yoğun şekilde Kürt göçü yapılmaktadır. Yakın zamanda Türkmen şehri olan Erbil’deki Türkmenler nasıl asimile edildiyse şimdi de Kerkük’teki Türkmenler asimle edilmeye çalışılıyor. Türkmenlerin yoğun olduğu semtlerde suikastlar, patlamalar yapılıp Türkmenleri şehit edilmektedir. Türkmen iş adamların çocukları kaçırılıyor. Büyük paralar fidye olarak istenmektedir.

5. Bütün patlamalar Türkmen bölgelerinde yaşanıyor. Neden Kürt bölgelerinde patlama ve çocuk kaçırma olmuyor?

6. Erbil ve Süleymaniye şehirlerinde Türk inşaat sektörü çalışıyor, okullar açılıyor, üniversiteler kuruluyor, yollar, havaalanı, hastaneler vs girişimler desteklenmektedir. Yani Kürt bölgeleri ekonomik yönden kalkındırılıyor ve bir merkez haline getiriliyor. Buna karşın Türkmen bölgeleri ticari yönden öksüz bırakılıyor.

7. Son olarak bütün yazar çizerlerin düştükleri bir hata var, yazılarında konuşmalarında Kuzey Irak diye bölge tanımı yapmaktadırlar. Oysa Irak’ın Kuzeyi var. Kuzey Irak diye bir bölge yok.

__________________________________________

1. Hemdaniler, Kuzey Irak ve Suriye’de hüküm sürmüş Şii Arap hanedanı. Bu aileye ait mensup 990′a kadar Musul emirliği yapmaya devam etmişlerdir. Ancak 979′da Buvayid’lerin hücumuna uğramışlar ve geçici olarak Musul emirliğinden ayrılmamışlardır. 990′dan sonra Musul emirliğini Kuzey Irak’ı elinde tutan Ukayliler’in eline geçmiştir.
2. Ukayliler onuncu yüzyılın sonu ile on birinci yüzyılın sonu arasında Irak ve Suriye’nin kuzey taraflarına hakim olan devlet. Ukayliler, Amr bin Ebu Sa’sa’nın büyük Bedevi kabilesi grubundandır. Irak’taki Haface ve Muntefık kabilelerini içine alıyordu. Ukayli Muhammed, onuncu yüzyılın sonunda Musul’a hakim oldu.
3. Yazıcı Nevin, Yrd. Doç. Dr., Petrol Çerçevesinde Musul Sorunu, Doktora Tezi, Ankara 2007, s.11-12
4. Hazar Mehmet, Dr., Irak Türkmenlerinin Dünü ve Türkçesi, Turkish Studies / Türkoloji Araştırmaları Volume 2/2 Spring 2007, s. 359
5. Özkan Nevzat, Prof. Dr. Irak Türk Edebi Dilinin Tarihi Gelişimi, Turkish Studies, İnternational Periodical Fort he Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 4/8 Fall 2009, s. 91
6. Yazıcı Nevin, age, s. 12
7. Özkan Nevzat, age. s.91
8. Yazıcı Nevin, age. s. 2
9. Özkan Nevzat, age. s. 91
10. Kırçın Cengiz, Musul ve Kerkük Meselesi, [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] (Kerkük Türkmen ve Kardaşlık Ocağı), 02.09.9011
11. Yazıcı Nevin, age. s. 15
12. Terzi, Arzu T., Bağdat-Musul Petrolleri Üzerine Bir Değerlendirme, Irak Dosyası II, İst. 2003, s.348
13. Kerküklü Ali, Belgelerle Kerkük’ün Kimliği ve Tarihi Gerçekler,
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] 16.05.2012





[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


    Forum Saati Cuma Ekim 20, 2017 9:43 pm